Meme kanseri, kadınlarda en sık ortaya çıkan bir kanser türü. Meme kanseri her 8 kadından birinin korkulu rüyası. Tıptaki ilerlemelerle her ne kadar hastalığı erken evrede yakalamak ve tedavi etmek mümkünse de, bu organın alınması gerektiği durumlarda çoğu kadın kendini eksik ya da çirkin hissediyor. Ülkemizde de son 10 yıldır başarıyla uygulanan meme rekonstrüksiyonuyla kanser nedeni ile kaybedilen memenin yerine yenisini oluşturmak mümkün.

Meme kanserlerinin tedavisi için uygulanan en temel yöntem cerrahi tedavi. Cerrahi tedavide, göğsün bir kısmı ya da gerekirse tamamı alınıyor. Cerrahi tedaviye ek olarak kanserin ilerleme derecesine göre radyoterapi ve kemoterapi de eklenebiliyor. Meme kanseri, kadının hayatı boyunca yaşayabileceği en büyük travma sayılabilir. Cerrahi tedavi uygulanarak göğsü alınmış bir kadın, kanser gibi bir hastalığa yakalanmış olmanın verdiği endişenin yanı sıra kadınlığını simgeleyen bir organının kaybından dolayı da büyük bir ruhsal çöküntü içinde olur. Bazı kadınlar kendini kadın olarak eksik, bazıları çirkin, bazıları ise hayat boyunca hastalıklı olarak hissedebiliyor. Hastalık genç yaştaki kadınları da etkisi altına alabiliyor. Günümüzde ilerleyen teşhis yöntemleri sayesinde artık bu kanser türünü çok erken dönemde yakalamak ve tedavi etmek mümkün. İlerleyen modern cerrahi teknikler ile göğsü alınan bir kadına yeni bir göğüs görünümünü kazandırma işlemi artık başarıyla uygulanabiliyor, kadının bu kaygılarının ortadan kalkmasını sağlıyor.

Yeni bir göğüs ne zaman yapılır?

Meme rekonstrüksiyonu, kanser gibi hastalıklarda kaybedilen memenin yerine yenisinin oluşturulması olarak tanımlanıyor. Rekonstrüksiyon işlemi, göğüs alındığı anda ( primer rekonstrüksiyon ) ya da sonradan ( sekonder rekonstrüksiyon ) olmak üzere iki farklı zamanda gerçekleştirilebiliyor. Anında uygulanan rekonstrüksiyonda, göğsün alınması ile yeni bir göğüs eş zamanlı olarak yapılıyor.

Anında yapılan onarım ( primer rekonstrüksiyon ): Erken evrede teşhis ve tedavi edilebilen kanserin tedavisi için bazen sadece cerrahi yöntem yeterli olabiliyor. Ameliyatla eşzamanlı yapılan rekonstrüksiyonda, kanserli dokuyu içeren göğüs alındıktan hemen sonra plastik cerrahi ekibi devreye girerek alınan göğsün yerine yenisini oluşturuyor. Bu operasyonun avantajı, kadının ikinci kez ameliyat olmaktan kurtulması ve en önemlisi de alınan göğsün hemen yerine konması sonucu kadının psikolojik travmayı daha az hissetmesi. Meme kanserine yakalanıp memesi alınan kadınlar aynaya baktıklarında kendilerini eksik ya da çirkin hissediyorlar. Dolayısıyla meme rekonstrüksiyonu ameliyatla aynı seansta gerçekleştirildiğinde hastalar bu görüntüye maruz kalmaktan kurtulmuş oluyor. Bu da kadının psikolojik sağlığı üzerinde son derece önemli rol oynuyor.

Sonradan yapılan onarım ( sekonder rekonstrüksiyon ): Meme onarımında ikinci seçenek ise sekonder rekonstrüksiyon. Göğüs alındıktan sonra radyoterapi ya da kemoterapi gibi ek tedaviye gerek duyuluyorsa rekonstrüksiyon hemen gerçekleştirilemiyor. Bu durumda kaybedilen memenin yerine yenisinin oluşturulabilmesi için kanserli bölgenin kontrol altına alınması ya da ek tedavinin tamamlanması bekleniyor. Aksi takdirde bu tedavi yöntemlerinin tüm dokulara olduğu gibi ameliyat bölgesinin dokularına da zarar verebiliyor. Yeni bir göğsün sonradan yapılabilmesi için, göğsün alınması ameliyatını gerçekleştiren genel cerrahın, kadının meme kanserinden tamamen kurtulduğundan ya da hastalığın bir daha tekrarlamayacağından emin olması gerekiyor. Çünkü yeni bir göğüs, yanlışlıkla kanserli bir nokta üzerine yapılırsa kanserli doku gömülüyor ve bunun sonucunda tekrarlayan hastalığı erken dönemde teşhis etmek mümkün olmuyor. Bu riskler ortadan kalktığında devreye estetik ve plastik cerrahi uzmanları giriyor ve kaybedilen göğsün yerine yenisi oluşturuluyor.

Yeni bir göğüs yapımı için ne tür teknikler uygulanıyor?

Yeni bir göğüs birkaç farklı teknik uygulanarak sağlanabilir. Gerek anında yapılan rekonstrüksiyonda, gerekse sonradan yapılan rekonstrüksiyonda aynı yöntemler uygulanıyor. Meme rekonstrüksyonu ya silikon protez gibi yabancı materyal kullanılarak ya da hastanın kendi dokusundan yararlanılarak gerçekleştiriliyor.

Silikon protez uygulamaları

Memedeki tümörün çıkarılması için göğüs alındığında, o bölgede geriye yeteri kadar doku kalmışsa, bir başka deyişle sadece kanserli bölge çıkarılmış ise göğüs kasının altına silikon protez yerleştirmek yeterli oluyor. Ameliyat sırasında bazen hazır silikon protezler, bazen de meme altında yerleştirildikten sonra içine serum fizyolojik verilerek sonradan şişirilebilen silikon protezler kullanılıyor. Protez seçimi, sağlam memenin büyüklüğüne göre değişiyor. Hazır protezler çok küçük memesi olan ve bu sayede hacmi ayarlayabilen hastalar için uygun. Bunun aksine hastanın memesi büyükse ya da sarkıksa ve sağlam memeye de dikleştirme, küçültme gibi herhangi bir cerrahi müdahale istenmiyorsa, göğüsler arasında simetriyi mümkün olduğu ölçüde sağlabilmek için içeri yerleştirildikten sonra şişirilerek büyütülen protezler tercih ediliyor. Bu tip protezler, belli bir hacim verilerek meme altına yerleştiriliyor, sonra yaklaşık 4-5 aylık süre içerisinde, yeni oluşturulan memenin büyüklüğüne kavuşuncaya dek şişiriliyor. İki göğüste simetrik bir sonuç elde edildiğinde serum proteze serum fizyolojik aktarma işlemi sona erdiriliyor.

TRAM flebi uygulamaları

Meme onarımı, protezin yanı sıra hastanın kendi dokusundan yararlanılarak da gerçekleştiriliyor. Bu yöntemin avantajı, infeksiyon oluşumu ya da vücudun yabancı maddeyi kabullenememesi gibi riskleri ortadan kaldırması. En sık uygulanan yöntem ise, karın bölgesindeki deri ve deri altı dokusundan yararlanmak. Bu yöntemin özellikle karın bölgesinde, doğumlara veya kiloya bağlı sarkma oluşan hastalarda uygulanıyor. TRAM flebi, karın bölgesindeki yağ dokusunun, karın ön duvarını oluşturan kas ile birlikte, karından göğüs altına doğru oluşturulan bir tünelin içinden geçirilerek göğüs bölgesine transferi şeklinde uygulanıyor. Alt karın bölgesindeki yağ dokusu, normal bir göğüs dolgunluğunu oluşturmaya yetiyor. Bu yöntemin avantajı, aynı zamanda karın bölgesindeki fazlalık yağlardan kurtulmuş olunuyor.

Meme rekonstrüksiyonunda uygulanan TRAM flebi ameliyatları uygun donanıma sahip bir hastanede yapılır. Ameliyat, genel anestezi altında uygulanıyor. Ameliyat 6-8 saat sürebiliyor. Ameliyatın ardından hasta kendini iyi hisseder ve herhangi bir problemi olmaz ise 3 gün sonra hastaneden çıkabilir. TRAM flebi ameliyatı hem göğüs, hem karın bölgesine uygulandığı için oldukça geniş çaplı bir ameliyat, bu nedenle hastanın iyileşme süresi de aynı oranda zaman alıyor. Hastanın sağlık durumuna göre 10 gün kadar evde istirahat etmesi gerek. Ev istirahati süresi boyunca kişi ilk günlerde bir başkasının yardımını alarak ev içinde yürüyebilir, ihtiyaçlarını görebilir, 4-5 gün sonra yardım ihtiyacı olmayacak derecede iyileşebilir. Karındaki fazlalıkların alınmasından dolayı karında gerginlik olur, bu durum da ağrıya sebep olabilir. Ameliyattan 4-5 gün sonra banyo yapılabilir. İlk hafta sulu ve yumuşak yiyeceklerle beslenmekte ve hapşırma, öksürme, ıkınma ve bağırma gibi karnın iç basıncını arttıran hareketlerden sakınmakta yarar var. Herhangi bir problem olmadığı takdirde, hasta ameliyattan yaklaşık 10 gün sonra, göğüs ve karın bölgesine yük binmeyecek şekilde yavaş yavaş günlük işlerini yapmaya başlayarak normal hayatına dönebilir. Ancak yaklaşık 1-1,5 ay süreyle ağır ve yorucu işlerden sakınmak gerek.

Doku genişletici uygulamaları

Daha önceden karın bölgesinden safra kesesi, mide gibi geçirilmiş ameliyatları olan hastalarda TRAM flebi tekniğini uygulamak mümkün olmaz. Böyle bir durum ya da TRAM flebinin uygulanışını teknik olarak zorlayan başka bir durum olduğu takdirde kalıcı ya da geçici doku genişleticiler, alternatif yöntem olarak düşünülebilir. Doku genişleticiler, silikondan imal edilmiş balon şeklinde malzemelerdir. Gerekli görülen bölgeye yapılan bir ameliyat ile deri altına yerleştirilir. İhtiyaca göre çeşitli şekil ve boyları vardır. Uygun şekil ve büyüklükteki doku genişletici, yerleştirilmesinin ardından 3 ya da 4 günlük aralar ile bir enjektör aracılığıyla içi bir miktar serum ile şişirilir. Doku genişletici şişirildikçe içeride dolgunluk oluşturur. Şişirme ölçüsü, doku genişleticinin büyüklüğüne göre düzenlenir. Şişirme süreci ortalama 1-2 ay sürer. Bu süre her şişirmede verilen serum miktarına ve doku genişleticinin hacmine bağlıdır. Doku genişletici tam olarak şiştiğinde göğüs bölgesinde meme şeklinde dolgun görünüm kazanılır. Doku genişletici kalıcı olarak takılmış ise herhangi bir problem olmadıkça bir daha çıkarılmaz, öylece kalır. Geçici doku genişleticiler kullanılmış ise, yeterli dolgunluk sağlandığında ikinci bir ameliyat ile içerideki doku genişletici çıkarılıp, onun yerine göğüs büyütme için kullanılan silikon meme protezleri yerleştirilir.

Doku genişletici yerleştirme ameliyatları, uygun donanıma sahip bir hastanede yapılır. Ameliyat sırasında genel anestezi uygulanır. İşlem ortalama 1 saat sürer. Ameliyattan sonra, hasta aynı gün ya da o gece kalması gerekirse ertesi gün hastaneden çıkabilir. Ameliyattan birkaç gün sonra banyo yapabilir. Ameliyattan sonra rahatsız edici bir ağrı olmaz. 10-15 günlük dönemin sonunda yaraların iyileşmesi ile, 3-5 günlük aralar ile doku genişletici şişirilmeye başlanır. 1-1,5 ay içinde istenilen büyüklüğe ulaşılmış olur. Şişirme işlemi ağrısız, basit bir işlemdir ve ofis ortamında uygulanabilir. Şişirme süreci içinde kişi, kendisine rahatsızlık vermeyecek derecede günlük işlerini görebilir. Geçici doku genişletici yerleştirilmiş hastalar ikinci kez ameliyat edilerek doku genişleticinin yerine kalıcı bir meme protezi takılır. Bu da ayrı bir ameliyattır ve ilk ameliyattaki gibi uygun donanımı olan bir hastanede genel anestezi altında yapılır. Hasta ameliyattan 1 gün sonra hastaneden çıkabilir. İlk ameliyattaki gibi 3 gün sonra banyo yapabilir. Ameliyattan sonra rahatsız edecek derecede bir ağrı olmaz. 1 hafta içinde günlük hayatına dönmesi mümkündür.

Hangi hastaya hangi yöntem?

Kime hangi yöntemin daha uygun olacağı hasta ile görüşmenin sonucunda belli oluyor. Burada belirleyici olan faktörler başta hastanın genel sağlık durumu olmak üzere, vücut yapısı, daha önceden karın bölgesinden herhangi bir ameliyat geçirip geçirmediği ve sağlam olan memenin büyüklüğü. Hastalığa erken tanı konuluyorsa ya da ameliyat meme kanserinden korunmak amacıyla yapılıyorsa göğüs ucu ve çevresi korunabiliyor. Aksi vakalarda ise bu bölgenin alınması gerekiyor. Meme ucu ve çevresini kaplayan bölüm ameliyat sırasında alınmışsa önce hastanın meme hacmi sağlanıyor.

Yeni bir meme başının yapımı

Ameliyatta hangi teknik uygulanırsa uygulansın, yine eksik olan meme başını oluşturmak için bir cerrahi işlem daha gerekiyor. Meme başı oluşturmak için çok sayıda yöntem mevcut. Hastanın bacağının iç tarafı ya da genital bölgesi gibi farklı noktalarından alınan yamalarla göğüs ucu ve çevresi yeniden oluşturuluyor. Bir başka teknik de, tatuaj yani dövme yöntemi. Bu teknikte, meme ucu ve areola dediğimiz meme başı çevresi, gerçek rengini alıncaya dek, özel boyalarla ayda bir ya da iki ayda bir boyanıyor, yani dövme yapılıyor. Bu yöntemlerden hangisinin uygulanacağına hasta ile karşılıklı konuşarak karar veriliyor. Eğer geçici doku genişletici yerleştirilmişse, kalıcı protez yerleştirmek üzere yapılan ameliyat sırasında meme başı da oluşturulabilir. Böylece ek bir girişime gerek kalmaz.

Yeni oluşturulan göğüs

Meme rekonstrüksiyonu uygulanarak oluşturulan yeni memenin şekli ve büyüklüğü, diğer meme ile aynı olmayabilir. Diğer meme ile mutlak simetriyi sağlamak her zaman mümkün değildir. Bu nedenle hastaların her iki göğsün bire bir aynı olacağına dair bir beklenti içinde olmamaları gerekir. Her iki meme arasında şekil ve büyüklük açısından belirgin bir fark varsa, göğüsleri eşitleyebilmek için, sağlam olan memeye estetik göğüs büyütme ya da estetik göğüs küçültme ameliyatının yapılması düşünülebilir. Meme rekonstrüksiyonu, kaybedilmiş bir organın tekrar yerine konmasının yanı sıra hastanın psikolojik durumunun düzelmesini ve özgüvenini tekrar kazanmasını da sağlar.